Her Güne Bir Nefes (2. Gün)

Dilek Torun Her güne bir nefes 2. gün

#hergunebirnefes 2. Günden herkese selamlar

Bugün yine sizden gelen sorulardan birini daha yanıtlıyor olacağım. O zaman önce soruya bir bakalım sonra cevaplara…

Soru: “Çok hassas bir enerji alanım var, zaman zaman arınmayı unutabiliyorum, seans arkasına. Bu farkındalık için, nefesle alakalı bir şey mi yapsam?” Demiş sevgili Ümit Hanım,

Bu önemli sorusu için teşekkür ediyorum.

Kendi uygulamalarımdan ve bilgilerimden yola çıkarak adım adım adım cevaplamaya çalışayım bu önemli konuyu da.

Öncelikle, şunu söyleyebilirim bütünün bir parçası olmakla birlikte, kendi enerji alanımız, aura alanımız, bedenimiz oldukça özel, değerli ve önemlidir.

Yaşam içinde ismini çokça duyduğumuz “enerji vampirleri” nedeni ile ya da kendi frekansımız nedeni ile enerji alanımızda oynamalar olabiliyor.

Yaşam yolunda ilerlerken ben kendi adıma dengede kalmaya gayret ediyorum. Sonuçta hepimiz insanız ve yaşadıklarımıza verdiğimiz tepkiler, kattığımız yorumlar, haksız eleştiriler olabiliyor ve bu da enerjimizi doğrudan etkiliyor. Bu nedenle elimden geldiğince kendim dâhil kimse için enerjimi çok yukarılara ya da çok aşağılara çekmemeye gayret gösteriyorum.

Çünkü siz bir şekilde enerjisel olarak yükseldiğinizde muhtemelen etrafınızda enerjisi düşük kişiler toplanacaktır ve siz enerjinizi koruyamadığınızda ya da o kişilerin varlığını fark etmediğinizde enerjiniz yavaş yavaş onlara akacaktır.

Şöyle düşünün; siz enerji dolu bir sürahisiniz, dolayısıyla başka bir sürahi sizi dolduramaz ama o kendisini doldurmak için sizi kullanacaktır. Bu bazen bilinçli bazen de bilinçsiz olarak oluşabiliyor.

Siz dengede olduğunuzda ise bu iniş çıkışlar daha makul seviyelere geliyor, farkındalık seviyeniz daha açık kalıyor ve içinde bulunduğunuz AN’ı daha güçlü bir halde yönetebilir oluyorsunuz.

Dediğim gibi, bu benim kendi yöntemim. Siz de uygulamayı seçerseniz faydasını göreceğinize inanıyorum. Ya da kendinizi daha iyi hissedeceğiniz başka bir yol da çizebilirsiniz elbette.

Enerji kaybı ile ilgili bir başka konu ise, etrafınızdaki kişilerle, danışanlarınızla, terapistlerinizle, ailenizle, patronunuzla ya da herhangi bir kişiyle iletişim içindeyken, yargılamada bulunmak, kıyaslama yapmak, dedikodu yapmak ( bunu, “ben hiç dedikodu yapmam” diyen insanlar bile mutlaka yapıyor ve farkında olmuyor. Bazen gerçekten dalıp ben bile gıybet yapıyorum doğruya doğru 🙂 ) kadar derin empati yapmak da sizi direk olarak o kişinin enerji alanına taşır. Ve o kişi hangi ruh halinde, hangi frekansta ise bizde o seviyeye çekiliriz.

Bazen birden enerjiniz düşer, canınız sıkılır, ağlama isteği gelir, içiniz daralır, öfkelenirsiniz, kendinize ya da başkalarına zarar verme isteği doğabilir, bunlar genelde aniden oluşabilir. Keyfiniz yerindeyken böyle şeyler olabilir, ya da uykudan böyle uyanabilirsiniz.

İşte o an durun ve sorun; “şuan kimi yargıladım, kıyasladım ya da kimin alanına geçtim? Bulursanız direkt o kişi ile bulmazsanız genel olarak bir bağ kesme ve helalleşme çalışması ile enerjinizi geri alma çalışması yapmanız önemlidir.

Mevcut enerjimizi korumanın ya da dengede tutmanın en büyük ve kolay yolu dua, şükür ve nefestir.

Yaratılmışların içinde en güçlü olan ve irade sahibi olan “insan” bunu hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla bu gücü korumamıza yardım eden en büyük güç yaratıcıdan başkası değil, o yardımı seçen irademiz, kolaylaştıran da nefesimizdir. Dolayısı ile dışarıdan bir enerji almanıza çok ekstrem bir durum ya da çok derin travmalar olmadıkça ihtiyaç yoktur aslında.

Ben dua konusunda da kendi adıma çok şekilci ve sayıcı değilim, içimden geldiği gibi ve kalben yapılan duanın, belli sayı ile belli üretim yapacak bir makine gibi sayıyla yapılan duadan daha etkili olduğuna inanıyorum. O yüzden şu kadar sayı bu duayı okuyun, bu kadar sayı şu esmayı okuyun gibi reçete kullanmıyor ve sunmuyorum. Bu konu herkesin kendi tasarrufundadır, siz neye, nasıl inanıyorsanız öyle yapabilirsiniz ki zaten inandığınız şeyi yaratır ve yaşarsınız. Sadece şu hep aklınızda olsun, sizi koruyacak tek güç yaradandır… Bir başkası değil…

Gelelim enerji temizliği ya da alan korumasını nasıl yapabileceğimiz ve unuttuğumuzda da bize bunu hatırlatacak yolu bulma konusuna.

Burada yine kendi yolumdan bahsedeceğim siz aynısı uygulayabilir ya da deneyimleyerek kendi yolunuzu bulabilirsiniz. Bizim bilinçaltımız öyle temizlemeye çalışıp genel olarak kurtulmaya çalıştığımız anılarımızla, travmalarımızla dolu bir yer değil. Burası bizim kayıt alanımız ve sandığımız gibi sadece anı kayıtlarını tutmuyor. Bilinçaltımızı doğru kullanılarak, programlanabilir ve yönetilebilir bir alan. Yani aslında yeni inançlarımızı programlamamızıda sağlıyor.

Unuttuğumuz zamanlarda da bize hatırlatma yapacak bir kodlama örneği vereyim hemen;

Sakin ve sessiz bir ortamda olmanız özellikle gece uykuya dalmadan öncesi ya da sabah uyandığınız ilk birkaç dakika idealdir. Önce burundan seri ve derin 10 nefes alıp ağızdan sakince verdikten sonra bilinçaltınızla konuşun ve onu istediğiniz şekilde kodlayın. (bunu istediğiniz her konuda yapabilirsiniz)

Örneğin; sevgili bilinçaltım var olduğunu, benimle olduğunu ve bana hizmet ettiğini, ben neye inanmak istersem ona kolayca inandığını ve neyi hatırlamak istesem hemen hatırlattığını biliyorum, bunun için sana teşekkür ediyorum. Her an yanımda olman, bana ihtiyacım olan hatırlatmaları yapman benim için çok kıymetli ve şimdi senden benim için bir kayıt daha yapmanı istiyorum. Bedenimi ve enerji alanımı ihtiyacım olduğu ya da farkında olmadan bana iyi gelmeyen bir yerde / kişiyle olduğum her an enerji alanımı korumam ben unutsam da unutmasam da lütfen beni bu konuda uyar. Beni nefesime ve enerjime yönelt, okumam gereken duaları da bana hatırlat lütfen. Bu şekilde kendi içinizden geldiği gibi konuştuktan sonra bunu fiziksel olarak kas hafızanıza da kaydedin. Nasıl yapalım derseniz; örneğin: sağ elinizle sol işaret parmağınızı tutun ve o sırada kendinizi koruma altına aldığınızı enerjinizin korunuyor olduğunu imgeleyerek sol başparmağınıza bu harekete bir anlam-isim verin, örn: enerjim dengeleniyor veya AN’ımın farkındayım ya da içinizden ne geliyorsa o anlamı-ismi yükleyin. Sonra parmağınızı bırakın birkaç nefes sonrası tekrar tutun ve gözlemleyin, eğer hala korumayı hissetmiyorsanız, hissedene kadar tekrarlayabilirsiniz.

Bu çalışmayı bilinçaltınız kaydı tam olarak oluşturana kadar günde en fazla 3 kez, toplamda da en fazla 21 kez yapmanızı öneriyorum. Siz yine içinizden geldiği kadar yapabilirsiniz arzu ederseniz. Sadece bu çalışmayı yaparken olabildiğince sıfır beklenti maksimum inançla ve akışa teslimiyetle yapmanız işinizi kolaylaştıracaktır. Bir başka konu ise bu çalışmayı yaparken zihninizi yormamaya özen göstermeniz. Yani oldu mu, olmadı mı, kaydetti mi, kaydetmedi mi vs. gibi durumu sıkıştırmamanız.

 

Bu günlük paylaşacaklarım bu kadar. Umarım sorunuzun cevabını elimden geldiğince, dilim döndüğünce verebilmiş, yaşamınız için faydalı bir paylaşım yapmışımdır.

Dikkatinizin her daim açık, enerjinizin dengede olması dileği ile

Sevgi ve ışıkla

Dilek Torun

 

Kategori : Blog Yazıları

Yanıt Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>