Yaşam Fırsatlarla Doludur…

Dilek Torun

Dilek Torun

Yaşam Fırsatlarla Doludur…

Yaşam, farkına varamasak ta bizlere sunulmuş gizli kapaklı fırsatlarla doludur her zaman aslında. Öyle sorun odaklı yaşamlar sürdürüyoruz ki, bu sorunlar arasında sunulanları alamayacak kadar utangaç kalıyoruz hayata.

Kaçırdığımız otobüs, unuttuğumuz randevularımız, ayağımızı burkan taş yüzünden geç kaldığımız randevularımız, çekmeyen telefonlarımız, kesilen elektriklerimiz, bozulan bilgisayarlarımız… Tüm bunlara söylenip sinirlenirken arkalarında saklı fırsatları göremeyecek kadar körelir gözlerimiz, kararır yüreğimiz.

Aslında yapılması gereken basit bir seçidir her zaman. O an yapılacak ve o andan itibaren yaşantımızı şekillendirecek basit bir seçim…

Ya sinirlenip hiç yok yere hayatı kendimize zehir edeceğiz ya da durumu fırsata çevirmenin yollarından birini seçeceğiz. Emin olun fırsatlar sorunlardan her zaman daha fazladır, sadece bizim için sinirlenmek daha karizmatik bir hal yarattığından sorunlarla boğuşup sinirlenmek daha sık tercih ettiğimiz durumdur.

Satırlarımın buradan sonrasını bir dostumun dün paylaştığı yazısına istinaden devam etmek istiyorum. Yazdıkları bende bunları hissettirdi. Belki O’da bunu okuduğunda farkına varacağı yeni fikirler uyandırır zihninde kim bilir…

Bizler büyütülürken ayıptır, günahtır laflarıyla büyütüldük, Başkalarından bir şey istemek ayıptı, bulduğun ve sahibinin kim olduğunu bilmediğin bir şeyi sahiplenmek günahtı. Hal böyle olunca hep vermeyi öğrendik almayı öğrenemeden. Misafir geldiğinde zorla çeşit çeşit yedirip sevdiklerimizi şişirdik, biz misafirliğe gittiğimizde ise ayıptır diyerek ikinci lokmayı utanarak yiyen nesil insanıyız çoğumuz.

Şimdi bize ne istiyorsun diye soranlara, evler, arabalar, katlar, yatlar aklımıza geleni sayıyoruz. Huzur ve mutlulukta eşantiyon olarak listeye ekleniyor…

Geçmişte yaşadığımız kısıtlanmaların sonucu olarak şimdilerde gözümüz bu kadar yükseklerde olunca, gelen ufak şeyleri kabul edemiyor bünyemiz, biz hayattan kaz beklerken, sunulan tavuk olunca bu benim değil diyerek sahibini aramaya koyuluyoruz ya da dönüp bakmıyoruz bile gelsin başkası bulsun diyerek. Oysaki o tavuğu bulan biziz, bize sunulmuş bir ikram. Sahibi bir başkası olsaydı tavuk bize değil direkt ona sunulmuş olurdu zaten.

Farkına varmamız gereken önemli bir gerçek var; bize sunulan ya da karşımıza çıkartılan tavuğu şükranla kabul edene kadar kaz sahibi olmamız ne yazık ki çok mümkün olmayacaktır.

Yaşamın tüm bolluğu içinde bize sunulan nimetleri kabul etmeyerek kendi yoksulluğumuzu yaratanın kendimiz olduğunu görmemizin belki de vakti geldi…

Her ne şekilde gelmiş olursa olsun, hayatınızın fırsatlarını kolaylıkla fark etmeniz, yakalamanız ve keyifle tadını çıkartmanız niyetiyle

Işık ve sevgiyle

Dilek Torun

 

Kategori : Blog Yazıları , Genel

Yanıt Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>