Serbest Bırakabilmek…

DilekTorunAIG1

Serbest Bırakabilmek…

Bazen, bazı şeyleri çok isteriz ama bir türlü ulaşamayız. Bu, yaradanın bize, eğer sabırla beklersen sana çok daha güzel şeyler vereceğim demesidir aslında…

Biz genelde bir şeyi ister ve ona saplanıp kalırız. Birde olmadığı zaman, “neden olmadı”, “ne zaman olacak”, “hadi artık” deyip dururuz. Oysa niyetimizi ya da istediğimizi yaratanımıza usulca söyleyip işi O’na bıraksak her şeyin nasıl güzel ve hayrımıza işlediğini göreceğiz.

Bundan 10-12 yıl kadar önce bir kitap okumuştum. Her satırında bir damla gözyaşımı feda ederek. O kadar bana benziyordu ki, o kitapta yazılanlar, O kadar tanıdık ki… Kitap bittiğinde, bende kendi hayatımı anlatan bir kitap yazmaya karar vermiştim bile. Evet, evet hayatımı yazmalıydım, ibretlik! Bir kitap olmalıydı. Her gün kafamda konuları tasarlıyor, tarihleri netleştirmeye çalışıyordum.

Ancak ben elde yazmayı sevmediğimden bana bir bilgisayar lazımdı. Kitabı yazacağım, KESİN… Kitabı okuduktan ve kitap yazmaya karar verdikten yaklaşık 6 yıl sonra, onu da krediyle borçlanarak bir laptop aldım kendime. Evet, artık yazabilirdim ama bir sorun vardı… İçimden hiç mi hiç yazmak gelmiyor… Bilgisayarı açıyorum yazayım diye, tek bir kelime dahi, başlık dahi yazamıyorum. Çıldırmak üzereydim sinirden. Yıllardır kitap yazacağım diye hayal kur, git borç harç laptop al sonra tek kelime yazama. Aylarca her gün açtım laptopu ve ben ekrana baktım, ekran da bana.
Bir süre sonra “amaaannn be!” Dedim. Kitap yazmak kim, ben kim… “Kim okur ki benim kitabımı “ (iptal) demeye başladım. Hal böyle olunca ne heves kaldı ne de kendime güven. Unuttum gitti ben bu kitap işini.

Aradan yıllar geçti, Benim hayatım hayal bile edemeyeceğim, aklıma bile gelmeyecek derecede değişti. Aslında hayatım aynıydı da, bakışım değişince tüm dünya bir anda değişti. Meğerse ne güzel gözlerim varmışta farkında bile değilmişim…

Sonra dedim ki kendi kendime; ben iyi ki o kitabı yazamamışım, iyi ki beni bir güç engellemiş. Çünkü eğer o kitap yazılsaydı, içine buram buram öfke, kin, nefret, acı, ihanet vs. ne kadar negatif düşünce ve yaşanmışlık varsa yağmur gibi akacaktı o bembeyaz güzelim sayfalara, sayfalardan da okuyanların yüreğine. Ben yazıp, içimi döküp rahatlayacaktım belki, ama ya okuyanlar? Tabi tahammül edip okuyabilirlerse… Kim ister ki böyle bir kitap okumak? Mesela ben artık istemem…

Şimdi ise bir kitap yazma gibi hedefim, niyetim yok. Sürekli yazıyorum zaten, kısa, kısa… Bazen de uzun… Ama yazdıklarım sadece saf sevgiden ibaret. Artık sadece sevgiyi yazıyorum. Koşulsuz, şartsız, kendime ve yaratılmış her zerreye duyulan o büyük sevgiyi. Yargısız, infazsız…

Hiçbir önemi yok artık kitabım olmuş ya da olmamış, minicik hacmiyle her şeyi bilen kalbimde satır satır duruyor, yazıyor ve okunuyor sevgiye dair her şey.

Bazen bırakmak gerek, zorlamamak gerek. Olmuyorsa olmuyor diyebilmek gerek. Bırakalım ki, sonunda huzur bizimle olsun…

Hayallerinize sahip çıkın ama onları boğmayın. Rahat bırakın… Rahat bırakın ki, size bütünün hayrına olacak en güzel şekilde dönsünler…

Gönlünüzden geçenlerin, hayatınızı renklendirmesi niyetiyle…

Sevgiyle kalın…
Dilek Torun
22.08.2013

Kategori : Blog Yazıları , Genel

Yanıt Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>