
Nefes çalışmalarının kişiye sağladığı en önemli katkılardan biri de irade kontrolüdür. Yani diğer taraftan bakıldığında ego/nefs terbiyesidir.
İnsan bedensel olarak gelişmeye başladıkça kendini et ve kemikten ibaret bir varlık olarak görür, tanır ve onaylar. Aslında bunun en büyük sebeplerinden biride aile, toplum ve çevre faktörüdür.
Çünkü gelişim sürecimiz boyunca önce ailenin kıyaslamaları, sonra okulda öğretmen, arkadaş, aile, çevre etkileşimleriyle, iş yaşamında patron, iş arkadaşları, çevre ve toplum baskısı altında sürekli birilerine yetişmek, bir şeyleri başarmak, kendimizi kanıtlamak zorunda kalırız. Yani aslında yaşamımız genel hatlarıyla kendini anlatma, kabul ettirme/kabul görme ve onaylatma çabasıyla geçiyor.
Zamanla bu çabalar bizi ÖZ varlığımızdan, iyice uzaklaştırıyor. Farkında olmadığımız, bazen varlığından bile haberdar olmadığımız ya da ne olduğunu bilmediğimiz ruhsal varlığımızı tamamen yok sayma noktasına gelebiliyoruz.
Oysa işin derinine baktığımızda ruhsal yaşantımız bize sonsuzluğu ifade edip sonsuzluğu sunarken biz emanet ve geçici olan et-kemik dünyamızda, kendi çizdiğimiz sınırlar içinde sıkışıp kalıyoruz.
Çünkü egomuz başarmak istiyor, kaybetmekten korkuyor, anlaşılamamaktan korkuyor, kendini ifade edememekten daralıyor, diğer insanları kendinden ayrı gördüğünden hırsa kapılıyor, içindeki korkuların yüzeye çıkması ile şiddete eğilim gösteriyor, istediğini/beklediğini bulamadığında stres, depresyon gibi sıkıntılarla yüzleşiyor, yaşadığı ilişkilerde sahiplenme dürtüsüyle hem kendisine hem karşısındaki kişiye aslında farkında olmadan eziyet ediyor.
Bir kişi nefesiyle çalışmaya başladığı anda ortak bilinçle de bağlantı kurmaya başlıyor. Bu bağlantıyı kurmak, kişinin birlik-bütünlük algısını güçlendirdiğinden farkındalık ve olanı kabul edip izin verme düzeyi otomatik olarak gelişiyor. Ve tüm bunların oluşması aslında kişinin ego arzularıyla ruhsal gücü olan iradesi arasında denge kurmasına sebebiyet veriyor. Oluşan bu denge, gerçekte kişinin yaşamını sürdürürken, kararlarını iradesiyle/ÖZ’üyle/ruhuyla almasına olanak tanıyor. Ve önemli noktalardan biriside, nefesiyle çalışan kişilerin direkt yaratıcı kaynak ile bağlantı kurabiliyor olmaları da irade kullanımını geliştirmeleri açısından ciddi destek ve kaynak sağlıyor.
O zaman diyebiliriz ki, bizler bu dünyada bedensel olarak yaşadığımızı ZAN-ederek, sınırlı egosal deneyimleri yaşamaya mecbur gibi görünsek bile, ruhsal yaşamımız bizlere daha geniş, zengin, cesur, dingin, huzurlu ve sonsuz deneyim imkânları sunuyor.
İşte, bizim bu yaşamımızda belki de asıl görevimiz, ruhsal dünyamızı gerçekten tanımak, anlamak ve yaşayabilmek… Bunun içinde en basit, basitliğinden kat be kat etkili bir yöntem sadece NEFES kullanımı ve farkındalığıdır.
Gerçek sandığımız, geçici (et-kemik) hayatımız sona ermeden, sonsuz yaşayacağımız (ruhsal) hayatımızı hatırlamak ve onu en iyi şekilde yaşayabilmek niyetiyle
Işık ve sevgiyle
Dilek TORUN
Kategori : Blog Yazıları , Genel