Solunum ve Oksijen
Oksijenli solunum
Bir önceki yazımda oksijenlenmenin öneminden bahsetmiştim. Şimdi oksijenlenme için gerekli olan yapıdan bahsetmek istiyorum.
Nefes konusu insanların büyük kısmı tarafından hafife alınıyor olsa da oldukça kapsamlı, derin ve önemli bir konudur. Saç telimizden ayak tırnaklarımıza kadar tüm hücrelerimizi direkt olarak etkileyen ve bağlantıda olan bir kaynak olmasına rağmen hak ettiği değeri maalesef göremiyor. Birçoğumuz nasıl nefes aldığımız konusundan hiç haberdar değil ne yazık ki. Bu durumu saygıyla karşılıyorum çünkü nefes konusunun derinliklerini öğrenene kadar yani nefes almaya başlayana kadar bende olup bitenden habersizdim. Şimdi farkına vardığım ve öğrendiğim her detayı elimden geldiğince ve sevgiyle paylaşmaya çalışıyorum.
Biraz solunumdan bahsedelim. Biz iki türlü solunum yapıyoruz
- Dış solunum
- İç solunum
Şimdi bu ikisini ayrı ayrı inceleyelim;
Dış solunum Bizim havayı dışarıdan akciğerlere alıp tekrar çıkartma işlemimizdir. Dış solunum için kaburgalara ihtiyacımız vardır çünkü nefes almamızı sağlayan bölge kaburgalarımızdır. Eğer kaburgamız olmasaydı nefes alıp veremezdik. (Tüm kaburgalı canlılarda kaburga nefes alıp vermeye ve akciğerleri korumaya yarıyor) Kaburga solunumu sırasında kaburgaların yukarı yükselmesiyle ciğerlerimizin %30’u havayla dolar ve bu sayede azda olsa ciğerlerimiz yukarı-aşağı ve sağa-sola genişler.
İç Solunum Oksijenin hücre içine taşınarak, hücre içindeki karbondioksitin dışarı çıkartılması işlemidir. Bu işlemi bizim için yapan ise alyuvarlarımızdır.(kırmızı kan hücresi ya da eritrosit adı verilir) Sağlıklı iç solunum ve kaliteli yaşam için alyuvar sayısının, bir birimde kadınlar için minimum 14.000, erkeklerde ise minimum 15.000 olması gerekiyor. Eğer eritrosit sayınız bu rakamların altındaysa oksijenlenebilmek için mutlaka artırılması gerekmektedir.
Alyuvarlar kandaki oksijene yapışarak bağlanır ve bu sayede hücre zarından geçerek hücrenin içine oksijeni bırakır, içeriden de bir miktar karbondioksiti alıp dışarı çıkartırlar. Bu işleme difüzyon deniyor. Bir tane alyuvar, milyonlarca oksijeni kendine bağlayarak hücrelere ulaştırabiliyor. Eğer alyuvarlarınız yoksa ya da yeterli sayıda değilse ve işlevselliklerini yapmıyorlarsa aldığınız nefesin hiçbir anlamı kalmıyor. Bu nedenledir ki; iç solunum, sağlıklı bir solunum açısından dış solunumdan daha büyük önem taşımaktadır.
Tüm bu işlemlerin gerçekleşmesi yani oksijenlenmenin sağlanabilmesi için uzun nefes kullanımını öğrenmemiz gerekiyor. Çünkü oksijenlenme nefes aldıktan 4 Saniye sonra başlıyor ve oksijenlenme başladıktan sonra servisin tamamlanması için en az 8 saniyeye ihtiyacımız var demektir. Bunu sağlamanın en basit yolu da diğer yazılarımda önemle üzerinde durduğum 4×4 nefes çalışmasıdır. Bu sistemi yaşamınıza ne kadar dahil ederseniz sağlıklı, genç, dinç, mutlu ve uzun bir yaşam için adım atmış olacaksınız.
Şuandan itibaren ne yapıp edip nefesi derin alıp, uzun kullanmayı hücrelerinize tanıtmanız gerekiyor.
Nefesinizi takip edin ve hücrelerinizin oksijene ne kadar aç olduğunu, oksijenlendiklerinde nasıl tepkiler verdiklerini hissedin. Dünyaya geliş amaçlarımızdan en önemlisi bize sunulan yaşam kaynağı nefesin değerini anlamak ve emanet olan bedenimize en iyi şekilde bakmak…
Şimdi nefesi fark etme vakti…
Sevgi ve ışıkla
Dilek Torun
Kategori : Blog Yazıları , Genel