Neden Hırs ve Beklenti ?

20141222_130442

Neden Hırs ve Beklenti İçindeyiz?

Beklentilerimizle ve hırslarımızla kendimize verdiğimiz zararın farkına varsaydık yine de hırsla beklentilerimize devam edebilir miydik?

Hep daha iyisi olma hırsı, öndekini geçme hırsı, arkadaşından başarılı olma hırsı, sıranın en önünde olma hırsı, terfi alma hırsı, zam alma hırsı, ….. vs. vs.

Ve tüm bunlara ulaştığımızda duyacağımıza inandığımız bir avuç tebrik, taktir ve sevgi sözcükleri beklentisi…

Aslında tüm bu hırs ve beklenti kapanı içinde, insan çoğu zaman farkına varamaz kaçırdıklarının, elinden yitip gidenlerin, kendine koyduğu engellerin.

Hiç kimse birbiriyle aynı değildir ama birdir. Bu iki noktanın aslında bütünlüğe çıkışının tadına vardığında hırsın da ne kadar anlamsız kaldığının farkına varıyor insan

Farkına varamadığımız en önemli nokta ise; kendi içimizdeki yetersizliği hırslarımızla doldurup, bir çift güzel sözle kendimizi değerli hissetmeye çalışmamızdır.

Kendi değerimizin kendimiz farkında değilken başkasının görmesini ve bize göstermesini bekleriz. Yani dışarıdan takviye besinlerle beslenmeye çalışırız.

Hatırlamamız gereken şey şudur; Dünyada yedi milyar insan var ve var sayalım bu yedi milyar insanın hepsini tanıyorsunuz. Ve her biri gelip size bir anlam yüklüyor. Mesela: Deli, akıllı, aptal, zeki, iyi, güzel, çirkin, şişko, zayıf, başarılı, başarısız, tembel, kısa saçlı, uzun saçlı, uzun boylu, kısa boylu, yalancı, çalışkan, ezik, yüce…. bu liste daha epeyce uzar. Fakat asıl önemli olan, bu noktada insanların size verdiği anlam mı, yoksa sizin kendinize verdiğiniz anlam mı daha doğru?

Listede de gördüğünüz gibi karşınıza gelen herkes kendi gözünden, kendi bilgisinden, kendi algısından, kendi yaşam deneyimlerinden referansla size bir anlam yüklüyor, sizde bu size yüklenen anlamları kendi içinizde süzüp hoşunuza giden şeyleri söyleyen insanlarla yakın olup diğerleriyle ilişkinizi kesiyorsunuz çoğu zaman. Ama gözden kaçırdığınız bir şey var, siz yedi milyar kişi değilsiniz “TEK’SİNİZ”.

Peki neden siz tekseniz istediğinizi söylemeyenlerle ilişkinizi kesiyor ya da onlara daha farklı davranıyorsunuz, neden onların sizin için söylediği kötü şeyler sizi etkiliyor?

Çünkü: Kendinizi tanımıyor ve onaylamıyorsunuz bu nedenle sizi onaylayan insanlardan güç aldığınızı diğer insanların ise gücünüzü çaldığını sanıyorsunuz.

Önceleri bende yaptığım her şey beğenilsin, yaptığım iyiliklere bir teşekkür edilsin, yaptığım yardımların kıymeti bilinsin, söylediğim güzel sözler bana güzel sözler olarak dönsün diye beklerdim. Ta ki, başkasından beslenmenin beni doyurmayacağını fark edene kadar.

Şimdi bana kim ne derse desin ben hissettiğim ve olduğum kişiyim. Biliyorum ki, beni taktir eden kişi aslında kendini taktir ediyor, beni aşağılayan kişi biliyorum ki kendini aşağılıyor, beni yargılayan kişi kendini yargılıyor. Dışarıdan bana gelenlerin benimle ilgisi yok kişilerin kendi algılarıyla bana vermeye çalıştığı anlamlarla alakası var

Şuandan itibaren farkına varın, kim ne derse desin, kim ne yaparsa yapsın SİZ, “içinizde hissettiğiniz” kişisiniz. Başkalarının size verdiği anlamlar değil.

Bu nedenle, hırslanarak, birilerini geçmeye çalışarak vakit harcamak yerine önce kendimizi, potansiyelimizi, yeteneklerimizi ortaya çıkartalım. Kendi farkımıza vardığımızda dışarıdan gelen yapay yüceltmelerin yada alçaltmaların işe yaramadığını hissedelim.

Sevgiyle kendi içinize yolculuk yapmanız ve kendi özünüze ulaşmanız niyetiyle

Sevgi ve Işıkla

Dilek Torun

Kategori : Blog Yazıları , Genel

Yanıt Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>