Solunum Yolu ve Nefes Kullanımı

Dilek Torun Solunum

Bugün hepimizin birazda olsa bilgi sahibi olduğu, genelde kullanılamaz duruma geldiğinde kıymetini daha çok anladığımız solunum yolundan ve solunum yolu hastalıklarının nefesle ilişkisinden, neler yapılabileceğinden ve korunma yöntemlerinden bahsetmek istedim.

Birçoğumuz nefes almanın kıymetini en basitinden bir grip olup nefes alamadığımızda anlıyoruz öyle değil mi? İşte ben diyorum ki, onu her zaman hatırlayalım, sevelim, koruyalım, kollayalım ve doğru şekilde kullanalım

Diğer tüm yazılarım gibi burada da yazdıklarım, tıbbi teşhis ve tedavi amaçlı değil sadece günlük yaşam kalitenizi korumanız ve mevcut salığınızı muhafaza etmenize yöneliktir. Tıbbi teşhis ve tedaviniz sadece tıp doktorları kontrolünde olmalıdır.

Benim için asıl önemli konulardan birisi de, sağlıklı iken mevcut durumumuzu korumayı öğrenmek ve her anlamda kaliteli yaşam sürmeyi hedefliyor olmaktır.

Gelelim solunum yolumuza, adı kadar basit değil elbet, oldukça kaliteli bir sistem. Tüm sistemlerimiz gibi mükemmel inşa edilmiş. Biraz daha detayına girersek, alt solunum ve üst solum olmak üzere ikiye ayrılır ve işleyişi açısından da iç solunum ve dış solunum olarak iki ayrı durum söz konusudur. Bunun yanında bir de alt solunum yolu ve üst solunum yolu dediğimiz genelde tıpta kullanılan kısım söz konusu

Şimdi gelin bunların ne olduğuna bir bakalım.

Alt solunum Yolu; Soluk borusu, bronşlar ve bronşiol olarak tıbbi alanda değerlendirilir.

Üst Solunum Yolu; Bu da yine tıbbi tarafta burun, yutak gırtlak olarak değerlendirilir

Alt Solunum; Karın kası, Diyafram kası, İntakostal kaslar, mide kasları ve pelvis kasları ile yönetilen ve işleyen solunum mekanizması

Üst Solunum; Larenks, farenks, burun, yüz kasları, kürek kemiği, skelen kaslar, boyun, omuz ve sırt kasları ile desteklenen solunum mekanizmamızdır.

Dış solunum; Burundan aldığımız havayı ciğerlere ulaştırmak ve ciğerdeki havayı tekrar dışarı çıkartma işlemidir

İç Solunum; Kana giden oksijene alyuvarların yapışıp bağlanarak hücre içine iletmesi ve hücre içinden karbondioksiti dışarı çıkartması durumudur. Bu solunum dış solunumdan daha önemlidir. Çünkü alyuvar sayımız yeterli ve sağlıklı olmadığında oksijenlenme de olmuyor. Bunun sonucunda da hızlı hücre ölümlerine kansere kadar varılabiliyor.

Burada bahsettiklerim sadece solunum ve nefesle ilgili kısımları. Her biri oldukça etkili özeliklere sahip ve detaylı sistemlerdir. Onları da ayrıca yazacağım.

Solunum Yolu Hastalıklarından ve nefesle bağlantısından bahsetmek gerekirse, yine iki bölümde açıklayabiliriz;

Üst solunum Yolu Hastalıkları

Laranjit, faranjit, anjin, rinit, geniz eti rahatsızlıkları ve tonsillit

Alt Solunum Yolu Hastalıkları

Astım, bronşit, koah ( panikatak, anksiyete vb. rahatsızlıklar ile direkt ilişkili olabiliyor)

Hem alt solunumla ilgili hem üst solunum yolu hastalıklarıyla ilgili olarak özellikle yaşayanlar neler hissedildiğini çok iyi bilir.

Bu ve benzeri hastalıklarda nefes kullanımı oldukça sıkıntılı ve azalmıştır. Özellikle alt solunum hastalıkları sırasında, akciğer kapasitesinin kullanım seviyesinin azalmasıyla göğüsteki sıkışmayı açma isteği ile sancılı nefes almaya çalışma, derin iç çekme isteği, esneme isteği gibi ihtiyaçlar doğar. Bunun yanında, kaburgalarda ve akciğer kaslarında oluşan hassasiyet, diyafram adalesinin kullanılmıyor olması akciğerlere ekstra bir güç harcatmaktadır.

Aynı şekilde üst solunum yolunda meydana gelen burun tıkanıkları ve boğaz bölgesindeki şişmeler yine nefes alıp verişi zorlaştırmakta ve oldukça fazla efor sarf ettirmektedir. Bu da doğal olarak hastalığın verdiği halsizliğe ilave olarak yorgunluk ve bitkinlik hali de ortaya çıkartmaktadır.

Gördüğünüz gibi aslında hastalık bedene girdiğinde iş zorlaşıyor, iyileşmek için çabalarken aynı zamanda nefes alıp yaşamak içinde güç harcanıyor. İşte bu harcadığınız güç aslında iç organlarda ayrı bir deformasyona da sebep olabiliyor.

Bu bilgilerden sonra tekrarlamaktan bıkmadığım konuyu tekrar hatırlatayım, Bu hayatta yaşamak için tek şansımız var ve asıl önemli olan bunu en iyi şekilde sürdürmek, bize emanet bedeni ve sağlığı bir bebek gibi koruyup kollamak, ona çok iyi bakmak tüm yaşamımızı ve geleceğimizi kaliteli hale getirecektir.

Şimdi gelelim nasıl korunacağımıza. Beslenme ve hareket en önemli faktör. Hareketi bedensel olarak yapamadığımızda (makbulü bedensel olan) nefes egzersizleri ile sağlayabiliriz. Tabi bu konu oldukça dikkat ve özen istiyor. Bu nedenle uzman kontrolünde olmasında büyük fayda var.

Üst solunum yolları hastalıklarından korunmak için, burun solunumu yapıyor olmak. Nefes almak kadar vermenin de önemli olduğunu bilerek bu yönde üst solunum yolu organlarını ve kaslarını güçlendirmek en basit yöntemdir.

Burnunuzdan dikine ( saç diplerine doğru) ve yanlamasına ( hafifçe öne eğilerek çiçek koklar gibi genişleyerek) uzun ve derin nefesler almak ve aldığın nefesi uzun sürede, sert ve vakumlu şekilde (sümkürür gibi) vermek, bunu yaptığınızda burun kanallarınızın ve üst solunum yolunuzun ne kadar esnediğini ve genişlediğini görebilirsiniz.

Alt solunum yolu rahatsızlıklarından korunmak için ise; ağız solunumunu unutmanız en önemlisi. Yani ağzınızı sadece konuşurken, yemek yerken ve dişlerinizi fırçalarken kullanıyor olmanız en önemli faktör. Sonrasın da ise elbette diyafram kullanımına geçmek. Diyaframı kullandığınızda akciğerlerinize ve kaburganıza binen yükü hafifletmiş olmakla kalmayıp aynı zamanda akciğer kapasitenizi de genişletmiş olacaksınız.

Nefesle ilgili aktarılan bilgilerin çoğunda diyafram nefesi alın denir ancak bunun nedeni ve şekli net olarak ifade edilemez. Kaburga nefesi kullandığınızda diyaframı kullanma şansınız olmamasına rağmen diyafram kullandığınızda akciğerlerinizi de kaliteli şekilde kullanmış olursunuz.

Peki, mesela bir koah ya da astım hastası bir kriz anında ya da günlük normal yaşantısında nasıl nefes alırsa daha kaliteli solunum yapar diye soran olur ise, işte cevabı;

Bir sandalyeye oturduktan sonra vücudunuzu 40 derecelik bir açı ile öne eğin. Sonra avuç içlerini dizlerinize koyup dirsekleri hafifçe yana açın ( kolları kaburgadan biraz uzaklaştırıp göğüs kafesini rahat bırakmak için yapıyoruz bunu) dudakları ıslık çalar gibi büzerek ıslık sesi çıkartacak şekilde ( başlangıçta olmaya bilir ama sorun değil birkaç çalışmadan sonra çıkacaktır) nefes alıp verin. Bunu yaparken süreyi mümkün olduğu kadar uzun tutun. Bunu düzenli olarak yaptığınızda ve bedeniniz alıştıkça 15 -20 saniyede al – ver seviyelerinize ulaşacaksınız.

Bu egzersiz sadece astım ve koah hastaları için değil, uzun ve derin solunum yapma sıkıntısı yaşayan, panikatak ve anksiyete sorunu yaşayan kişiler içinde oldukça faydalı bir çalışmadır.

Her zaman söylediğim bir şey var, nefesle çalışmak, ondan faydalanmak çok önemli olmakla birlikte doğru kullanılmadığında zarar verme olasılığı oldukça yüksektir. Bu yüzden belli bir seviyeye gelene kadar, bedeniniz doğal nefesinizi tanıyana kadar bir uzman eşliğinde çalışmanız ruh, beden, zihin ve solunum sağlığınız açısından çok önemlidir.

Bugünkü paylaşımım bu kadar, bir sonraki yazıya kadar nefesinize ve sağlığınıza katkı olması niyetiyle

Sevgi ve ışıkla

Dilek Torun

Kategori : Blog Yazıları

2 Yorum


    • metkim
    • Ağustos 1, 2017
    • Cevap
    • Cevap İptal

    Çok faydalı bir yaz olmuş, kaleminize sağlık, Başarılar dileriz. Böcek İlaçlama

    • Teşekkür ederim. Faydası olduysa ne mutlu.

Yanıt Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>