İstemeyi Öğrenmek

DilekTorunAlb18

İstemeyi Öğrenmek…

Bugün nefesin ve nefes programlamanın insan hayatında ne kadar etkili olduğunu bir kez daha açık ve net olarak gördüm. Bir çalışma sırasında nefes programlaması yaparken bambaşka bir konu içinde kendimdeki çok büyük bir sıkıntının sebebini yakaladım. Aslında sadece nefesi izlemek ve ondan bizim farkındalığımız için yardım etmesini istemek bile hayatta büyük dönüşümler sağlayabiliyor.

Benim kendimde yakaladığım fakat sebebini ya da kaynağını bir türlü bulamadığım bir sıkıntım vardı. Peki, neydi bu sıkıntı?

Ben çocukluğumda sürekli olarak istemenin ayıp olduğu, kimseden bir şey istenmeyeceği, eğer istersen ve paraları yoksa o insanlara çok ayıp olacağı, onları zor durumda bırakmış olacağım empoze edilerek büyüdüm. Çünkü biz kıtlık bilinciyle yaşamış ve hayatımızı bu bilinçle devam ettiren bir aileydik ve herkesi kendimiz gibi sanıyorduk.
Bu benim bilinçaltımın, bilincimin en derinlerine daha doğrusu tüm hücrelerime öyle bir işlemiş ki bugün hala birilerinden bir şey ya isteyemiyorum ya da bin bir şekle girip, belki günlerce nasıl isteyeceğimi düşünüp öyle isterim.
Çünkü istemek bende yoğun bir utanç duygusu ve karşımdaki insana zarar veriyormuşum duygusu yaratıyordu. Zarar görme korkum olduğu için kendimce empati yaptığımı sanıyordum.

İstemenin ne olduğunu öğrenemediğim için ya da bunu başaramadığım için belki de en doğru ifade ile eksikliğinin nasıl bir duygu olduğunu bildiğim için aşırı verici oldum. Kimse benden bir şey istemese de bazen zorla bile bir şeyler vermeye çalıştım. Bu bir yemek olur, hediye olur (ben hediye almaktan da çok utanırdım), her ne ise. Almayı bilmiyor ancak istemeyi bilen insanlara, istemedikleri halde bir sürü şey vermeye çabalıyordum. Eğer yemek yendiyse hesabı mutlaka ben ödemeliydim, bir yere gidildiyse masrafları mutlaka ben karşılamalıydım vs. biri bana bir şey ısmarladığı zaman ise yerin dibine girmiş hissederdim kendimi.

İşin ilginç tarafı, ben insanlara bu kadar verici olmama rağmen, bazen son lokmamı, bazen son paramı vermeme rağmen onlar benden bir şey istediklerinde onlardan neredeyse nefret edecek boyutlara geliyordum, içimden saatlerce hatta günlerce söyleniyordum. Bu nasıl terbiyesizlik, nasıl benden böyle bir şey ister, ben zaten gerektiğinde her şeyi veriyorum vs. gibi oldukça ağır şekilde söyleniyordum.

En son bu hafta sonu benzer bir durumla karşılaşmıştım, hatta olayın 2 gün öncesinde bir sohbette bu konudan bahsetmiştim, böyle durumlarda ne kadar sinirlendiğimi ama sebebini bir türlü bulamadığımı…

O gün zaten bir ters uyanmıştım, kendi günlük planımı ayarlamaya çalışıyordum arada telefonuma baktım ki bir mesaj… “bugün kahvaltıya sana geleceğim” yazıyordu. Gayet normal bir mesaj değil mi? Normal şartlarda böyle bir mesaj sorun yaratmaz. Ancak benim beklemediğim bir mesaj olduğu için ve benden benim kontrolüm dışında bir şey istendiği için çıldırdım desem yeri vardı, hatta sonra kızının da geleceğini söyleyince evden çıkıp gitmeyi düşünecek kadar sinirlendim.

Sonra ne oldu tabiki geldiler kahvaltıya ama ben, ben değildim haliyle.

Şimdi bu konuyla ilgili farkındalığıma gelince, hani bir laf vardır “kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma” diye, bir de bunun “sana yapılmasını istediğin şeyi başkasına yap” versiyonu var. İşte ben bir bakıma bunu yaşıyordum.
Dışsal olarak bir şeyleri isteyemesem de içsel olarak isteklerle ve beklentilerle doluydum ve bu istekleri dile getirmekten korktuğum için (karşı tarafın zarar göreceğini düşünerek) bir yandan içimde kendime karşı gizli bir öfke oluşuyor, diğer yandan ise sözde empati duygumla karşımdaki insanında istemeye çekindiğini düşünüyordum.

Bir başka açı ise, kendim isteyemediğim halde başkalarına ısrarla verici olmaya çalışarak onların da özgür alanlarına müdahale etmiş oluyordum. Onların benden böyle bir talebi olmamasına rağmen sırf içimdeki isteme eksikliğini gidermek için ya da onlara yük olmamak düşüncesiyle hep verici taraf oluyordum. Ve bu güne kadar verdiklerimin değil karşılığını almak çeyreğini bile alamadım.
Neden? İstemeyene istemediklerini vererek ve istediklerimi dile getirip alamayarak.

Aslında sonuç olarak hayatımızı “ sana ne yapılmasını istiyorsan kendine onu yap” felsefesiyle yaşamak gerekiyor. Bu bir bencillik değildir. Bu insanın kendine duyduğu saygı ve kendine verdiği değerdir. Biz kendimize hiçbir şeyi layık görmezken başkalarına tüm varlığımızı sunuyoruz. Oysaki ne kadar boş bir çaba, kendini mutlu edemeyen bir insan, başka birini nasıl mutlu edebilir ki ?

Hayat bizden başlıyor ve bütüne yayılıyor, o yüzden önce kendi istek ve arzularımızın kıymetini bilelim ve onlara özen gösterelim.
Şimdi anladım ki artık istemenin vakti gelmiş…

Sevgi ve ışıkla
Dilek Torun

 

Kategori : Blog Yazıları , Genel

4 Yorum


    • mahmut
    • Ekim 29, 2018
    • Cevap
    • Cevap İptal

    Bende kendimde şunu fark etmiştim.Etrafıma karşı hep bir beklenti içindeyim.Sonra neden böyle derken, çevremdeki arkadaş aile akraba iş çevresi vs. insanlara bir şekilde iyilikte bulunduğumu (maddi manevi olabilir) ve bu davranışın diğer insanlara karşı bende bir beklenti doğurduğunu gördüm.”Bakın ben iyi biriyim size iyi davranıyorum sizde bana ben istemeden iyi davranın” mesajıydı bu.Sonra bunun altındaki asıl nedenin isteyememek olduğunu anladım.Böyle olunca da o insanlara karşı içimde bir kızgınlık kırgınlık oluyordu.Borç para verirdim adamdan istemezdim, sanki istesem “adama bak ne kıymetli parası varmış ne cimriymiş” diye düşünürler diye.Halbuki faydamın dokunduğu birinden ihtiyacım olduğunda direk isteyebilseydim bu duygular oluşmayacaktı.Acaba bunun altındaki asıl duygu değersizlik duygusu mu?Bişey istersem insanlar hakkımda ne der gözlerinde nasıl bir değerim olur….Kendi değerimizi kendimiz koymayıp çevremizden beklediğimizde bu sorunu yaşıyoruz sanırım…

    • Paylaşım ve yorum için teşekkür ederim.
      Son cümlenizde konuyu ve cevabı aslında çok güzel özetlemişsiniz.
      Kendimizi, tanımadan, bilmeden, isteklerimizi olduğu gibi bilmeden dışarıya yöneliyoruz.
      Bunu dönüştürmek ya da dengeye almak elbette mümkün

    • Kübra
    • Eylül 4, 2018
    • Cevap
    • Cevap İptal

    Peki isteyebilmeye başladınız mı? Bende aynı problemi yaşıyorum .

    • Sevgili Kübra,
      “İstemeye başladınız mı?” sorusu yerine
      “ben nereden, nasıl, hangi adımla istemeye, al-ver dengemi kurmaya başlayabilirim?”
      diye sorduğunda sana çok daha fayda sağlayacaktır.
      Sevgiler

Yanıt Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>